Social Icons

13 Nisan 2015 Pazartesi

Düğünlerde Saksıdan Hallice Olan 7 Zavallı Karakter


İddia ediyorum bir sosyolog sadece düğünlere giderek;  toplumsal psikolojiye dair derin çözümlemeler yapabilir:) Bu çalışmamızda sadece düğün saksılarını inceliyoruz. Neyse ki sezon yeni başlıyor..




   1- Gelinin annesi ve damadın babası: Gelin ve damadın yaptığı ilk dans sonrasında; adettendir; damat kayınvalidesini; gelin ise kayın pederini dansa kaldırır. Bu durumda saf dışı bırakılan gelinin babası ve damadın annesi sahnenin kenarında korkuluk gibi kalır.



    2- Son iğne tutucuları:  Takı törenleri son dönemde epey modernize hale geldi. Gelin ve damatın sahnenin ortasında saksı gibi durup; ‘’bize takacak yok mu’’ diye beklediği  takı törenleri nin yerine; çiftlerin masa masa gezdiği törenler geldiyse de; halen bu adetin uygulandığı geleneksel düğünlere rastlamak mümkün.   Bu tür törenlerde son derece elzem bir görev vardır:’’iğne tutuculuğu’’.  Taşıdığı önem açısından nişan törenlerindeki tepsi tutucularıyla kapışırlar. Bu kişiler genellikle gelin ve damatın açık gözlü, uyanık; hafızası kuvvetli  dişi akrabaları arasından seçilir. Gelen takıları gelin ve damatın üzerine takmak için gereken iğneleri tutarlar. Aslında bu işin bahanesidir. Asıl amaç; takılar doğru kişiye takıldı mı, kim çeyrek; kim yarım taktı gibi konuları beyne kaydetmetir.

    3- Kendini görüntü yönetmeni sanan kameramanlar: Bir düğünde;  gelinden daha kaprisli biri varsa o da kameramandır. Fırsat verilse hepsi birer Hitchkok’tur ama kader onları bir düğün kameramanı yapmıştır. Kullandıkları en öndemli teknik;  pasta kesilirken ve takılar takılırken kamerayı zoomlamaktır.Özellikle takıları zoomlama görevi düğün evi tarafından tembih edilmiş arşivsel bir çalışmadır.

4-  Gelin arabasınının şöförü : Sadece arabayı kullanmakla kalmaz. Gelin çiçeğini evden almak; arabayı süsletmek; kuaförden birilerinin alınması; otogardan misafir karşılanması gibi tüm ayak işlerine sizi koştururlar. Kız tarafının akrabalarından birine yazılıyorsanız; şansınızı çok artıracak bir görevdir.  Hem göz önünde bulunur; hem de büyüklerin ‘’ay pek efendi çocuk’’ gibi övgülerini toplarsınız.



    5- Gelinliğin kuyruğunu taşıyan nedimeler:  Psikolojik işkencede son noktadır. Bir insan neden en önemli gününde ; başkasının yardımı olmadan hareket edemeyeceği bir elbise giyer ki.. Ve bir elbiseyi taşımak için neden minimum 2 kişi gerekir. İşte bunlar hep trend..Ve trendlerin mantığı olmaz..

    6- Küçük kardeşin düğününde bekar abi ya da ablalar: Gelin masasındaki vazo olun daha iyi.. Sizden küçük kardeşiniz ; daha erken evlenmeye karar verdiyse; ya o düğüne engel olun ya da o düğüne götürebileceğiniz bir nişanlı bulun. Yoksa bütün gece; ‘’küçük hızlı çıktı (sanki araba yarışı)’’, ‘’abisinin/ ablasının önüne geçti’’, ‘’ seneye yaza da seninkini yaparız artık’’ gibi saçmalıklarla uğraşırsınız.



    7- Damatlar: Her ne kadar baş rolde görünse de düğünlerdeki en büyük saksılar damatlardır.  Bir kere fena halde gelinin gölgesinde kalırlar. Altında kot pantolonu, üstünde t shirtüyle gezen o sade kız birden bire masallardaki prenseslere dönüşürler. Kabarık gelinlikler; bazen aşırıya kaçan makyajla gecenin yıldızı onlardır. Damatlar siyah takımlarıyla ancak gelinin yanındaki yardımcı erkek oyuncu oscarına adaydırlar.






29 Aralık 2014 Pazartesi

Yurdum Esnafından Akıllara Zarar 14 İş Geliştime Stratejisi

22 Ekim Onedio'da yayınlanmıştır


Beyaz yakalılar; havasız toplantı odalarına sıkışıp saatlerce işi geliştirecek reklam kampanyaları, yaratıcı pazarlama ve satış stratejileri geliştirmeye çalışırlar. Halbuki tüm pazarlama camiasına ilham olabilecek yaratıcı fikirler  sokaklarda, çarşı pazarda; çocuk yaşından beri ticaretle uğraşan yurdum esnafında.
İşte yurdum esnafından akıllara zarar iş geliştime ve pazarlama teknikleri.

1. Yasaklara direnen hatta yasaklardan beslenen yaratıcı esnaflar


2. Biraz şekilci görünse de emeğinin karşılığını sonuna kadar isteyenler

3. Sermayesine sonuna kadar sahip çıkan tatlı sert abiler
4. Mağaza açılışına mehter takımı getiren ve muhtemelen hemen sonrasında sefere çıkacak olan Osmanlı torunları


5. Pazar yerini kostüm balosuna çevirenler


6. Siz işeyin diye mi açtık dükkanı?

7. Sineğin yağını sıkarak para kazananlar.


8. Sunduğu salatada bile çiçek açtıran ince ruhlu restoran sahipleri


9. Tuvalet kağıdından sanat eseri çıkaranlar



10. Evet bazen fazla cinsiyetçi olabiliyorlar

11. Herkesi kucaklayanlar da var neyse ki


12. Sattığın ürüne önce kendin güveneceksin

13. Özgürlük karın doyurmaz demek isteniyor aslında



14. İçi fesat olanlar girmesin

22 Eylül 2014 Pazartesi

Emekli olana kadar mutlaka karşınıza çıkacak 10 menicır tipi

Bu yazıda geçen karakterler gerçekle hiç bir ilgisi olmayıp tamamen hayal ürünüdür. Ya da değildir. Kurcalamayın orasını..


·         Ben olmasam şirket batar diyen menicır: Egosu tavan yapmış yönetici modelidir ve çalışılması oldukça zordur. Utanmasa döviz kuruna bile kendisinin ayar verdiğini; hatta pazardaki tüketimi arttırdığını bile iddia edebilir. Şirketlerin  onlar sayesinden krizleri atlattığına inanırlar. Böyle bir yöneticiniz varken sakın terfi falan etmeyin; çünkü hayat boyu’’ benim sayende terfi ettin’’ diye bıkbıklayan bir insanla uğraşırsınız. Bu model yöneticilerin hangi pozisyonda ; ne sorumlulukta olduğu önemli değildir. Örneğin finans departmanında çalışıyorken;bütçesini onayladığı bir reklam filmini ben çektim diyebilir. Şener Şen’in Badi Ekrem tiplemesini andırırlar. Genel müdürle asansördeki 8 saniyelik selamlaşmalarını; ‘’yine bir gün genel müdüre akıl veriyorum’’ diye başlayan cümlelerle gayet ciddi anlatabilirler.





·         %100 iletken menicır: Bu modeller, yaptıkları işte mantık aramaz ve sorgulamaz. Herhangi bir stratej geliştiremez, organizasyona yeni hiçbir şey katamaz. Sadece kendi üstlerinden gelen tüm fikir ve kararları sorgusuz sualsiz kabul eder ve olduğu gibi altında çalışanlara delege edeler . Kevgir gibi geniş delikli; %100 iletken yönetici tipleridir. Bu tür bir yöneticiyle çalışmak askerlik yapmaya benzer. Tıpkı askerlikteki gibi, sizin yaptığınız işte de mantık olmaz. Bugün böyle yaptığınız bir şeyi, ertesi gün tam tersi şekilde yapmanız istenebilir.



   Dünyayı kurtardığına 100% emin olan menicır: Yaptığı işi fazlaca ciddiye alan tiplerdir. İş dışında hiç bir şey konuşamaz, paylaşamazsınız. Panik ve heyecanlıdırlar. Genelde kafaları pek basmaz. Yönettikleri projede 3 günlük bir gecikme için  Birleşmiş Milletler’den yardım isteyebilirler. İşleri dışında, geri kalan her şeye karşı duyarsızdırlar. Hükumet devrilsin, yeni tapeler patlasın hatta uzaylılar dünyayı işgal etsin; bu tip yöneticiler o sırada gelip size toplantı notlarını yolladın mı diye sorabilir. Çünkü milyonlarca insanın hayatta kalması ve küresel ısınmanın sona ermesi o toplantı notlarının yollanmasına bağlıdır..



·         Boşver işi, önce gel bi içelim diyen menicır:  Şiddetli bir kariyer hırsınız yoksa ve böyle bir yöneticiye rasgeldiyseniz hiç bırakmayın. Daha düşük maaş alacağınızı bile bilseniz; bu menicır hangi göreve, hangi şirkete geçerse siz de peşinden gidin. Çalışması tatlı, rahat insanlardır. Kariyer yapmayı, para kazanmak ve güzel bir hayat geçirmek için araç olarak görürler. Bu tip menicırlar, çok fazla çalışmamalarına rağmen, çevreleri tarafından çok sevildiği için kariyer basamaklarında yükselmeye devam ederler. Altında çalışanlarla gönül bağı kurarlar. Dertlerini tasalarını dinlerler. O yüzden altındaki çalışanlar; bir yerden sonra şirket ve kariyer için değil; bizzat bu yönetici için çalışmaya başlarlar.



·         Sizi paspas olarak kullanan menicır: Bunlar şirketlerdeki eski model yönetici tipleridir. Sadece iş yapmanızı değil, kişisel hizmet de beklerler. Bu tür bir yöneticiyle çalışıyorsanız getir-götür işleri, çay- kahve söyleme, asansörü çağırma, arabayı kullanma, atıştırmalık bir şeyler bulma gibi ek görevleriniz de olur. Hulusi Kentmen gibi iyi niyetlisine denk gelirseniz ne ala.. Yoksa ‘’bu kadar okulu bunun için mi okuduk’’ diyerek isyan bayrağını açabilirsiniz.




·         Yorum yumağı ;  eleştiri manyağı menicır:  Madem müdür oldum; neden eleştirmiyorum diyen ne oldum delisi yönetici modelidir. Gelen her işe, her sunuma , her projeye mutlaka ama mutlaka bir eleştiride bulunmak zorunda hisseder kendini. Eğer eleştirilecek  bir şey bulamazsa, kendi yöneticilik yeteneğini sorgularlar. Çünkü ona göre yöneticilik bu demektir. Motivasyonunuzla asla ilgilenmezler. Güzel bir şey söylemekten itinayla kaçınırlar. Teşekkür etmek, takdir göstermek onlar için zayıflıktır, gereksiz yüz göz olmaktır..



·        Aslında çok daha iyi yerlerde olmayı hakkettiğini  düşünen menicır: Süper kompleksli ve ağlak tiplerdir. Kendi devrelerinden birileri, daha hızlı yükselmiştir ve bunu kaldıramazlar. Bu yüzden çalıştıkları yerden , yapılan işten ve sizden nefret ederler. Onları ne şirketler istemiştir de ; gitmemişlerdir. Kariyer lobisi, paralel yapı falan önünü kesmese,şu an  genel müdür koltuğunda onun oturması gerekir. Bu tip yöneticilerle çalışırken pozitif kalabilmek hemen hemen imkansızdır.



·         Her boka toplantı yapan menicır:  Bu modeller kendi başlarına inisiyatif alamayan, eğer hatalı bir karar alınacaksa bunun sorumluluğunu daha fazla insanla paylaşmak için sürekli toplantı yapmak isteyen karakterlerdir. Ya da belki sadece canları sıkılıyordur,lak lak yapmak istiyorlardır emin değilim. Ama ömür törpüsü yönetici tipidir. Yazıcıdaki kağıt bitse; git yeni kağıt koy diyemez; bununla ilgili bir toplantı yapıp ne yapacağımıza karar verelim der. Tahmin edileceği üzere genelde çok ama boş konuşurlar. Tek cümleyle özetlenecek bir meseleyi  8 paragrafta anlatırlar. Üniversitelerin sözel ya da eşit ağırlık bölümlerden mezun olma ihtimalleri yüksektir. Mühendislerden bu model yöneticiler çıkmaz. Bu tip bir yöneticiniz varsa sonuçsuz çıkılan onlarca toplantı yaparsınız.





·         Suya sabuna dokunmayan menicır: Sağlam iş çakan yönetici tipidir. Uzmanlık alanları ‘’forward’’a tıklamaktır. Delegasyonda sınır tanımazlar. Gelen mailleri size forwardlarken ‘’yapalım pls’’;  ‘’bakalım pls’’ gibi sempatik cümlecikleri koyarlar.




·         Gözünün çapağı yenecek delikanlı menicır: Her şirkette maksimum 1-2 tane vardır. Herkesin bir ömür çalışmak isteyeceği yönetici tipidir. Altında çalışanların hatalarını örter, başarılarını alkışlatır. Takım ruhu her şeyin önündedir. Bu tür yöneticilerin ekibi genelde başarılı olur, çünkü arkalarını kollamaya ihtiyaç duymadan tüm eforlarını ve odaklarını işe verirler.