Social Icons

12 Eylül 2013 Perşembe

Çin Günlükleri 2-Pekin



Milli egomuzu büyütmek amacıyla hazırlanan tarih müfredatında Çin Seddi’nin önemi büyüktür. Hun Türklerinin akınlarını durdurmak için inşa edildiği (ki aslında kaynaklarda Türklerin sahneye çıkışından  çok daha önce inşasına başlandığı yazıyor) ve aydan görüldüğü iddia edilen Çin Seddi Çinlilerden çok bizim için büyük bir gurur kaynağıdır.  Çin Seddi’ne gittiğimizde; bir an omuzlarımı geri atıp; havalı havalı yürümeye başladığımı hissettim. Serde Türklük var sonuçta; atalarımın barbarca akınlarına karşı yapılmış; 6000 km lik duvar, önümde kıvrım kıvrım uzarken; ben nasıl kayıtsız kalabilirdim ki. Merak ediyorum; bir gün  İncirlik Üssü'ne bakan bir Ortadoğulu; ''Burası bize karşı savunma amacıyla yap(tır)ıldı'' diye gururla gezecek mi acaba.
Türk hakanlarını baştan çıkartan fettan Çinli prensesler olmasa; belki Çin Seddi gibi kaç dünya harikası daha inşa ettirecektik varın siz düşünün. ‘’İşte bunlar hep seks diyen’’ Sami Abimizin; oynak çinli prenseslerden; Katerina’nın gizemli çadır davetine kadar aslında pek çok tarihi vukuata da ışık tutan büyük bir düşünür olduğunu söyleyebiliriz.
Kimse bana Çinli prenseslerle yapılan izdivaçların politik olduğunu söylemesin;) Türk erkeklerinin yabancı hanım kızlarımıza olan zaafı taaa Hunlu atalarımıza kadar dayanıyor ve gördüğünüz gibi sadece kuzey ülkeleriyle sınırlı değil. Coğrafi ve politik şartlar neyi gerektiriyorsa ona göre zevkler ve seçimler değişebiliyorJ  

Konumuza dönmek gerekirse; Çin seyahatimizin notlarına; 2. durağımız Pekin’le devam ediyoruz..



Çin Seddi:  Çin'de İngilizce konuşan herhangi birine rastladığınızda , ''toprağam'' diyerek kucaklamak istiyorsunuz. Özellikle hizmet sektöründe kaldığımız otel dışında İngilizce bilen hemen hemen hiç kimseye rastlamadık. Bu yüzden Pekin'i  3 gün boyunca İngilizce bilen Çinli bir tur rehberle dolaştık. Çince adını söyleyemediğim gibi yazamıyorum da. Biz ona kısaca John dedik. Muhittin'i kabul ettiremedik.




Çin Seddi Pekin'den 1 saatlik sürüş mesafesinde. Sonrasında teleferikle yüksekliği yaklaşık 8 metrelik surlara ulaşıyorsunuz. İlk yapıldığında 6000 km olan duvarların bugün sadece 2500 km'si ayakta. Biz bunun 5 km gibi hatırı sayılır bir bölümünü yürüdük.



Yaklaşık 5. km'den sonra rakımın daha yüksek olduğu bölüme doğru dik merdivenler uzanıyor. Bundan sonrasında duvarlar ıssızlaşıyor; rakım yükseliyor ve sisler arasında Çin Seddi önünüzde kıvrılmaya devam ediyor. Ancak bundan sonra yürümeye devam etmek için, iyi bir kondisyon ve yoruldum diye mızmızlanmayacak bir arkadaş gerekiyor.






Tiananmen Meydanı:  1400'lü yıllarda inşa edilmiş ''Ulusun Kapısı'' olarak adlandırılan bu meydan Pekin'in tam göbeğinde yer alıyor ve politik olarak Taksim Meydanı bizim için ne ifade ediyorsa; bu meydan da Pekin için çok benzerini ifade ediyor.  1989 Haziran ayında işçi, öğrenci ve aydınların hükumete karşı yaptığı gösterilerin sembolü olmuş Tiananmen Meydanı'nda bu gösterilerin sonucunda 2600 kişi hayatını kaybetmiş.





Cennet Tapınağı (Temple of Heaven):  Burası, 1400'lü yıllarda inşa edilmiş; daha iyi mahsul almak için ayin yaptıkları ve kurban kestikleri bir tapınak.




Yasak Şehir (Forbidden City):  Pekin'e gidip Yasak Şehir'i görmemek; İstanbul'a gelip boğazı görmemek gibi bir durum olur. Zaten 72 hektarlık bir araziyi kapladığı için; gözden kaçacak gibi de değil. Avrupa'da gördüğünüz katedrallere ve saraylara benzemiyor. 7 yüzyıl boyunca Çin imparatorlarının ve ailelerinin yaşadığı sarayların, tapınakların, avluların, bahçelerin olduğu bir şehir. Buraya 1 tam gününüzü ayırmanız gerekir. Gezmeye başladığımızda hevesle notlar alıyorduk. Ama bir süre sonra not tutmayı bıraktık. İmparatorun her ihtiyacı için ayrı bir oda değil; saraycıklar inşa edilmiş.Tahta çıkma sarayı, tahta çıkmaya hazırlanma sarayı, annesinin tahta çıkışı izleme sarayı vesaire vesaire..Nüfus yoğunluğundan dolayı 50 katlı apartmanların; 20'şer metrekarelik dairelerinde yaşayan Çin halkını görünce; atalarının bonkör yaşamına sinirleniyor insan. Tüm saraylardaki ve tapınaklardaki ejderha figürlerinden bahsetmiyorum hiç. Çin geleneğinde ejderhanın uğurunu bilmeyen yoktur zaten.
Bunun dışında yine oldukça geniş bir araziye kurulmuş; Gemi Kunming Gölü'nün kenarındaki  Yazlık Saray'ı (Summer Palace) ziyaret ettik. 728 metrelik, dünyanın en uzun koridoru buradaki en dikkat çekici eserdi. Lüks harcamaların artışı Osmanlı'da olduğu gibi Çin imparatorluklarının da sonunu hazırlamış. Yazlık Saray'da İmparatoriçe Cixi'nin yaptırdığı tamamı mermerden bir gemi var.









Pekin'de 2 farklı sahne şovuna katıldık: akrobasi ve kungfu gösterileri. Her ikisi de dudak uçuklatacak türdendi. Yasak olduğundan kamera kaydı ve fotoğraf pek fazla alamadık. Akrobasi gösterisinin açılışı için izleyicilerden birini seçtiler. Bu şanslı kişi tahmin edin kim oldu:)





Ve tabiki finali Pekin ördeğiyle yapıyoruz. Çin'deki restoranlara gittiğinizde minimum yarım saat sıra beklemek çok olağan bir durum. Hatta bankodan sıra numarası aldığımız bile oldu. İyi restoranların girişinde bir bekleme odası bulunuyor. Siz sıranızı beklerken; garsonlar size ufak ikramlar getiriyor. Tavsiye üzerine pekin ördeğini çok iyi yapan bir restorana gittik. Bekleme odasında yapılan ikramlarla karnımız doyunca restoranın lüksünü fark ettik. Parmak arası sandaletlerimizin ve sırt çantalarımızın mekana olan uyumsuzluğuna rağmen, gece boyu 4 farklı garsonun etrafımızda döndüğü bir masaya oturtulduk. Menü gelmeden Gonca'yla birbirimize kredi kartı limitlerinizi sorduk. Kaygımız boşa çıktı; İstanbul'da 2 kişi 500 liradan aşağı kalkamayacağımız masadan; sadece 80 lira ödeyerek kalktık.
Pekin ördeğini masaya garson değil aşçı getirdi ve yanımızda ördeğin güya yenebilecek yerlerini ayırıp masaya servis etti. İnce ince döner gibi dilimlenmiş parçaları; değişik soslarla lavaşa sararak afiyetle yedik. Ancak hala ördeğin geri kalanına ne olduğunu merak ediyorum. Mundar ettiler güzelim ördeği.







Son bir durağımız kaldı: Çin'de bir Avrupa kenti: HONG KONG!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder