Social Icons

3 Haziran 2014 Salı

Kalbi, Aklı , Midesi Ege'de Kalanlara

Uzun zamandır, bloğu boşlamamız, gezip tozmadığımız anlamına gelmiyor.. Havaların güzelleşmesi, bilgisayar başında geçen zamanı kısaltıyor, o kadar. Ama bu uzun boşluğu telafi edecek bir gezi önerimiz var. Çoğunlukla kalbimizini bıraktığınız Ege, aklınızı ve midenizi de almaya aday..
İşte ilkbaharın son demlerinde keyfini sürdüğümüz üç günlük kuzey Ege turu notları.

İstanbul’dan çıkıp, Ege sahillerine ulaşmak için izleyeceğiniz 2 rota var. Biri  Bandırma üzerinden Çanakkale ya da Ayvalık’a ulaşmak ki bu rotada Bursa’ya uğrayıp İskender yiyebilir, Susurluk’da ayran içebilirsiniz. Veya bizim yaptığımız gibi Trakya’nın çöken duble yollarını tercih edip, biraz daha çetrefilli bir rotadan ilerleyebilirsiniz.

1. Durak-Gelibolu:  Şimdiye kadar Gelibolu’dan her geçişimizde kısa bir mola verip sahilde ayak üstü balık ekmek ve midye dolma atıştırıp feribota binerdik. Bu sefer biraz daha fazla zaman geçirdik  ve balık rutini yerine  Valide Sultan’da haşhaşlı ve fıstıklı kebaplarla karnımızı doyurduk. Ege’nin zeytin yağlı kültürüne ihanet etmeyi ve yaz öncesi diyetlerinizi bozmayı umursamıyorsanız, özellikle haşhaşlı kebabı denemenizi öneririz.




     2.DurakKüçükkuyu/Kazdağları/Zeus Sunağı/Adatepe Köyü: Bundan sonraki rotada Kazdağları’nın aralarına serpiştirilmiş köylerde ufak molalar verip, acıkmamıza fırsat vermeyecek atıştırmalıklarla yolumuza devam ettik.



Küçükkuyu’dan Altınoluk’a devam eden yol üzerinde ilerlerken ilk molamızı Zeus Altarı’nda (Sunağı) veriyoruz. Sunak; tanrılara kurban verilen yer demek. Başka bir deyişle cinayet mahali. İlginçtir ki,mezarlığın yanından geçerken müziğin sesini kısan insanoğlu; Tanrılar için kasti olarak insan öldürülmüş bu tarihi yapıda, bir Fatiha okumak şöyle dursun, mis gibi manzaranın keyfini çıkartıyor :) Neyse..  Bu yerde görülmeye değer  tarihi  bir kalıntı beklemeyin; arkeolojiden anlamayan bizim gibiler için yüksekçe bir taş yığını sadece. Ancak manzarası çok güzel. Zeus Altar’ına araçla çıkılmıyor. Bir yerden sonra orman yolundan yarım saat boyunca yürümeniz gerekiyor.Ama manzara buna değer. Dönüşte yorgunluğunuzu atmak için dut suyu içebileceğiniz  kır kahvesi var. Buraya 5 dakikalık yürüme mesafesinde Adatepe köyü de görülmesi gereken yerlerden biri. Mübadeleden sonra tamamen Türklere kalmış eski bir Rum köyü burası ve bol bol fotoğraf çekebileceğiniz taş evleri var. Köy meydanındaki ufak lokantalarda karışık zeytinyağlı tabaklarını tavsiye ediyoruz.









3. DurakBehramkale/Assos: Zeytin yağlarını  yüklenip; güneye doğru yola devam ediyoruz. Bir sonraki durağımız son dönemde dalışçıların gözde mekanlarından biri haline gelen Behramkale/Assos. Behramkale açık hava müzesinin tam bir hayal kırıklığı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Tamamen arkeolojik kalıntılardan oluşan bu tarihi yapıda; herhangi bir tanıtım broşürü ya da tabela göremedik. Bu yüzden boş boş gezip, manzarada fotoğraf çektirmekle yetindik. Akşam Assos sahilinde de benzer bir hayal kırıklığı yaşadık. Tam bir turist cennetine dönmüş; sıkış tepiş restoranlarda ortalama lezzetteki mezelere fahiş fiyatlar ödedik. Denemeye değer tek şey Ali Usta’nın dondurmaları. Bunun dışında Assos’a sadece dalış yapmaya gidilir notunu düşüp sonraki durağımıza geçiyoruz.







     4. Durak-Çamlıbel Köyü: Lozan Anlaşmasından sonraki büyük mübadelede Rumların yerini Selanik, Midilli ve Girit’den göçen Türklerin aldığı; bugün ise son derece turistik hale gelmiş güzel bir Ege köyü burası. Yol boyu yerli halk zeytinyağı ve ev yapımı reçellerini satıyor evlerinin önünde. Kurumsal hayattan bunalıp büyük şehirden göçenlerin ufak işletmeler kurduğu bir yer aynı zamanda. Köyün Delisi isminde çok güzel bir el sanatları dükkanı var.
Buradan da taşbaskı zeytinyağı ve doğal sabunlarımızı alıp son durağımıza doğru hareket ediyoruz.




5.       Durak- Ayvalık/Cunda : Cunda’nın muhteşem mezelerine geçmeden önce; Ayvalık’da kısa bir tur yapıyoruz ve Güler Tatlıhanesi’nin meşhur sakızlı ve tahinli kurabiyelerinden atıştırıyoruz. Sonrasında her geçen yıl daha popüler hale gelip, kalabalıklaşmasına rağmen, huzurundan ve keyfinden hiç bir şey kaybetmeyen Cunda’ya varıyoruz. Cunda da mübadele sonrası Türkleşmiş Ege köylerinden biri.  Kurtuluş Savaşında Yunanlılara karşı silahlı mücadeleye ilk başlayan kumandana ithafen ismi Alibey adası olarak değiştirilmiş. Cunda tam bir akşam sefası köyü.. İnsan burada ölmez dedirten yerlerden..Akşam gideceğiniz bütün mekanların mezeleri lezzetli ve fiyat tarifesi hemen hemen aynı. Taşkahve Cunda’dan ayrılmadan önce kesinlikle uğranılması gereken bir mekan. Yüksek tavanlı, taş mekanın her köşesine kuşların yuva yaptığı ve kuş sesleri içinde damla sakızlı kahvenizi yudumlayacağınız bir yer.





Gittiğiniz yer Ege olunca; dönüşünüz her daim zor ve depresif olacak. İşe gittiğiniz ilk gün emekliliğinize kalan yılları hesaplayacaksınız. Bu riski göze almadan, yola çıkmayın..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme